Göç Yasını Anlamak: Yeni Bir Ülkeye Taşınmanın Görünmeyen Psikolojik Etkileri

Yeni bir ülkeye taşınmak çoğu zaman yeni başlangıçlarla, umutlarla ve hayallerle ilişkilendirilir. Daha iyi bir eğitim, yeni bir iş, çocuklar için farklı fırsatlar ya da daha güvenli bir yaşam… Bunların hepsi göç etme kararının önemli nedenleri olabilir.

Ancak çoğu zaman konuşulmayan başka bir taraf daha vardır.

Bazen her şey yolunda gibi görünse bile içinizde tarif etmekte zorlandığınız bir eksiklik hissi olabilir. Sebebini tam olarak anlayamadığınız bir mutsuzluk, sık sık memleketi düşünmek, kendinizi ait hissedememek ya da “Ben neden eskisi gibi değilim?” diye sorgulamak…

Aslında bunların bir kısmı göç yasının doğal bir parçası olabilir.

Göç yası nedir?

Yas denildiğinde çoğumuzun aklına bir yakınını kaybetmek gelir. Oysa insan sadece insanları değil, alıştığı hayatı, yaşadığı şehri, kurduğu düzeni, dilini, kültürünü, hatta kendisinin eski halini de özleyebilir.

Göç yası, tam olarak bu kayıpların ardından yaşanan duygusal süreci ifade eder.

Yeni ülkenizi seviyor olabilirsiniz.

Taşınma kararınızdan pişman olmayabilirsiniz.

Hayatınız eskisinden daha iyi bile olabilir.

Bütün bunlara rağmen aynı anda bir şeylerin eksikliğini hissetmeniz son derece normaldir.

Çünkü insan yalnızca bulunduğu yere değil, alışkanlıklarına da bağ kurar.

“Ama ben bunu kendim istedim.”

Danışanlarımdan sık duyduğum cümlelerden biri şudur:

“Sonuçta buraya kendi isteğimle geldim. Üzülmeye hakkım var mı bilmiyorum.”

Evet, var.

Bir kararı kendi vermiş olmak, o kararın hiçbir zorluk getirmeyeceği anlamına gelmez.

Hem yeni hayatınızı sevebilir hem de eski hayatınızı özleyebilirsiniz.

Bu iki duygu birbiriyle çelişmek zorunda değildir.

Göç yası nasıl hissedilebilir?

Herkes bu süreci farklı yaşar. Bazı kişiler için ilk birkaç ay daha zorken, bazıları taşındıktan yıllar sonra bu duygularla karşılaşabilir.

En sık karşılaşılan hislerden bazıları şunlardır:

  • Kendini ait hissedememek
  • Sürekli memleketi düşünmek
  • Eskiden keyif alınan şeylerden uzaklaşmak
  • Yalnızlık hissi
  • Kimsenin sizi tam anlamıyla anlamadığını düşünmek
  • Sürekli “Acaba doğru kararı mı verdim?” diye sorgulamak
  • Bayramlarda, doğum günlerinde ya da aile buluşmalarında yoğun özlem hissetmek
  • Çocuklar yeni hayata uyum sağlarken sizin geride kalmış gibi hissetmeniz

Bu duygular her zaman depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yeni bir hayata uyum sağlamaya çalışan zihnin ve bedenin verdiği doğal tepkilerdir.

Göç sadece adres değiştirmek değildir

Bir ülkeye taşındığınızda yalnızca evinizi değiştirmezsiniz.

Belki yıllardır gittiğiniz kuaförü geride bırakırsınız.

Markette hiç düşünmeden aldığınız ürünleri bulamazsınız.

Şaka yaptığınızda herkes anlamayabilir.

Kimsenin çocukluğunuzu bilmediği bir yerde yeniden kendinizi anlatmanız gerekir.

Küçük gibi görünen bütün bu değişiklikler zamanla büyük bir zihinsel yük oluşturabilir.

Peki zamanla geçer mi?

Çoğu kişi zamanla yeni düzenine alışır.

Yeni arkadaşlıklar kurulur.

Yeni rutinler oluşur.

Bulunduğunuz şehir tanıdık gelmeye başlar.

Ancak bazen uyum sağlama süreci beklenenden daha uzun sürebilir. Özellikle yoğun yalnızlık, sürekli kaygı, umutsuzluk ya da günlük hayatı sürdürmeyi zorlaştıran duygular varsa bu süreci tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.

Destek almak, her şeyin çok kötü olduğu anlamına gelmez.

Bazen sadece yaşadığınız süreci anlamlandırmak bile büyük bir rahatlama sağlayabilir.

Kendinize biraz zaman tanıyın

Yeni bir ülkeye alışmaya çalışırken her şeyi hemen çözmek zorunda değilsiniz.

Hemen mutlu olmak…

Hemen arkadaş edinmek…

Hemen kendinizi ait hissetmek…

Bunların hepsi zaman alabilir.

Belki de şu anda ihtiyacınız olan şey, kendinize biraz daha anlayış göstermek ve hissettiklerinizin “yanlış” olmadığını bilmektir.

Göç etmek sadece yeni bir hayata başlamak değildir. Aynı zamanda geride bırakılan hayatın da sessizce yasını tutmaktır.

Ve bazen iyileşme, tam da bunu fark ettiğimiz yerde başlar.

Bu gönderiyi paylaş