Pop Psikoloji Nedir? Neden Her Duyduğumuza İnanmamalıyız?

Sosyal medyada birkaç dakika geçirdiğinizde muhtemelen karşınıza bunlardan biri çıkacaktır:

“Gerçekten seviyorsa bunu yapmaz.”

“Hayır diyemiyorsanız travmanız vardır.”

“Bir insan sizi yoruyorsa hayatınızdan çıkarın.”

“Narsistler asla değişmez.”

“Bağlanma stiliniz buysa ilişkinizin sonu zaten belli.”

İlk bakışta ne kadar net, ne kadar anlaşılır ve hatta bazen ne kadar rahatlatıcı geliyorlar, değil mi?

Çünkü insan zihni belirsizliği pek sevmez. Bize yaşadığımız karmaşık bir durumun tek cümlelik açıklamasını veren içerikler bu nedenle oldukça çekicidir. Yaşadığımız bir ilişki sorununa, çocukluğumuzdan taşıdığımız bir duyguya ya da anlamlandıramadığımız bir davranışımıza isim koymak bazen gerçekten rahatlatıcı olabilir.

Sorun, psikolojinin kendisi değil; psikolojik bilginin aşırı basitleştirilmesiyle başlıyor.

Pop psikoloji nedir?

Pop psikoloji (popüler psikoloji), psikolojiye ait kavramların bilimsel ve klinik bağlamından çıkarılarak daha kolay tüketilebilir, dikkat çekici ve çoğu zaman kesin yargılar içeren mesajlara dönüştürülmesidir.

Aslında psikolojinin herkes tarafından anlaşılabilir hale gelmesinde yanlış bir şey yok. Tam tersine, psikolojik bilginin yalnızca akademik çevrelerde kalmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün insanların bağlanma stilleri, sınır koymak, travma, duygusal ihmal, narsisizm, toksik ilişkiler, gaslighting gibi kavramları konuşabiliyor olması önemli bir gelişme.

Fakat bilgi yaygınlaşırken bağlamını kaybettiğinde başka bir problem ortaya çıkıyor:

Farkındalık yaratması gereken kavramlar, insanları etiketlemek için kullanılmaya başlanıyor.

Her zor insan “narsist” değildir

Son yıllarda belki de en fazla kullanılan psikoloji kelimelerinden biri “narsist”.

Partnerimiz bencil davrandığında narsist, özür dilemediğinde narsist, annemiz sınırlarımıza saygı göstermediğinde narsist, arkadaşımız bizi kırdığında narsist…

Oysa bir insanın zaman zaman bencil, düşüncesiz, kontrolcü veya empatisiz davranması ile klinik anlamda bir kişilik bozukluğuna sahip olması aynı şey değildir.

İnsan davranışı bu kadar siyah-beyaz değildir.

Benzer şekilde her kötü ilişki “toksik”, her anlaşmazlık “gaslighting”, her üzücü çocukluk deneyimi “travma”, her uzaklaşma “kaçınan bağlanma” değildir.

Bu kavramların gerçek anlamları vardır. Onları her rahatsız edici deneyimin üzerine yapıştırdığımızda yalnızca yanlış değerlendirme yapmakla kalmayız; kavramların gerçek ağırlığını da azaltabiliriz.

Psikoloji çoğu zaman “duruma göre değişir”

Terapi odasında belki de en önemli sorulardan biri şudur:

“Bu davranış bu kişi için ne anlama geliyor?”

Çünkü aynı davranış iki farklı insanda tamamen farklı nedenlerden ortaya çıkabilir.

Mesajlara geç cevap veren bir insan düşünelim.

Pop psikoloji bize hemen şöyle diyebilir:

“Kaçınan bağlanma.”

Ama belki kişi yoğun çalışıyor.

Belki iletişim alışkanlığı böyle.

Belki ilişkide gerçekten mesafe koymaya çalışıyor.

Belki kaygılı olduğu için ne yazacağını düşünüyor.

Belki de sadece telefonu sevmiyor.

Davranış aynı olabilir; arkasındaki psikolojik süreç tamamen farklı olabilir.

İşte bu nedenle psikolojide bağlam önemlidir.

“Sınır koy” her zaman “hayatından çıkar” demek değildir

Pop psikolojide en fazla yanlış anlaşılan kavramlardan biri de sınırlar.

Sınır koymak elbette ruhsal iyilik halimizin önemli bir parçasıdır. Fakat sağlıklı sınır her zaman birinden uzaklaşmak, iletişimi kesmek veya “beni rahatsız eden herkesi hayatımdan çıkarıyorum” anlamına gelmez.

Bazen sağlıklı sınır:

“Bunu yaptığında kırılıyorum.”

“Şu anda bu konuşmayı sürdüremiyorum.”

“Seni seviyorum ama bunu benim için yapmanı istemiyorum.”

“Bu konuda farklı düşünüyoruz.”

diyebilmektir.

Yani sınır yalnızca kapıyı kapatmak değildir.

Bazen kapıyı kapatmamak ama nerede duracağınızı bilmektir.

Pop psikolojinin en büyük riski: Kendimize teşhis koymak

Bir video izliyoruz:

“DEHB’nin 7 belirtisi.”

Beş tanesi bizde var.

Bir başka içerik:

“Bir narsistle birlikte olduğunuzun 10 işareti.”

Partnerimiz sekizine uyuyor.

Sonra:

“Çocukluk travmanız olduğunu gösteren 6 davranış.”

Altısı da tanıdık geliyor.

Ve birkaç dakika içerisinde kendimize, partnerimize, annemize, babamıza hatta eski sevgilimize psikolojik teşhisler koymaya başlayabiliyoruz.

Fakat ruh sağlığı değerlendirmesi bir Instagram gönderisinden veya 60 saniyelik videodan çok daha karmaşıktır.

Bir belirtinin varlığı tek başına bir bozukluğun varlığını göstermez. Belirtilerin süresi, şiddeti, kişinin hayatına etkisi, gelişimsel geçmişi ve başka olası açıklamalar birlikte değerlendirilmelidir.

Peki pop psikolojiden tamamen uzak mı durmalıyız?

Bence hayır.

Sosyal medya bazen insanların psikolojiyle ilk temas ettiği yer olabilir.

Bir içerik size:

“Ben neden ilişkilerimde sürekli aynı şeyi yaşıyorum?”

“Hayır demekte neden bu kadar zorlanıyorum?”

“Çocukluğum bugünkü ilişkilerimi etkiliyor olabilir mi?”

diye düşündürüyorsa önemli bir kapı açmış olabilir.

Problem, o kapıyı sonuç zannetmekte.

Pop psikolojiyi bir teşhis aracı değil, merak başlangıcı olarak kullanabiliriz.

Bir psikoloji içeriği gördüğümüzde kendimize şu soruları sorabiliriz:

  • Bu bilgi hangi bilimsel kaynağa dayanıyor?
  • Herkes için geçerliymiş gibi mi anlatılıyor?
  • Bir davranıştan doğrudan teşhise mi gidiliyor?
  • Bana düşünme alanı mı açıyor, yoksa korku mu yaratıyor?
  • İnsanları anlamama mı yardımcı oluyor, yoksa onları etiketlememe mi?

Psikoloji insanı kutulara koymak için değil, anlamak için vardır

Belki de pop psikolojiyle ilgili en büyük çekincem burada.

Psikoloji dili hayatımıza girdikçe birbirimizi daha iyi anlayacağımızı düşünürken bazen tam tersini yapıyoruz.

“Sen narsistsin.”

“Sen avoidantsın.”

“Bu senin travman.”

“Bu ilişki toksik.”

Ve konuşma bitiyor.

Oysa psikolojinin amacı insanı tek kelimeyle açıklamak değildir.

İnsan çelişkilidir. Aynı kişi bir ilişkide çok güvenli hissederken başka bir ilişkide kaygılanabilir. Çocukluğumuz bizi etkiler ama kaderimizi tek başına belirlemez. Geçmişimiz önemlidir ama bugün yaptığımız seçimler de önemlidir.

Ve bazen bir davranışın arkasında büyük bir psikolojik açıklama olmayabilir.

Bazen üzgünüzdür.

Bazen yorulmuşuzdur.

Bazen hata yaparız.

Bazen de sadece insanızdır.

Son söz

Psikolojik bilginin yaygınlaşmasını çok değerli buluyorum. İnsanların ruh sağlığı hakkında daha rahat konuşabilmesi, terapiye dair önyargıların azalması ve ilişkilerimiz üzerine düşünmemiz önemli kazanımlar.

Ama psikoloji birkaç sloganla açıklanamayacak kadar insanidir.

Bir sonraki psikoloji videosunu izlediğinizde hemen “Bu kesinlikle benim” ya da “Bu kesinlikle eşim” demeden önce küçük bir boşluk bırakın.

Merak edin.

Araştırın.

Bağlama bakın.

Ve gerekiyorsa bir uzmandan destek alın.

Çünkü psikolojinin amacı hayatınızdaki herkese bir etiket bulmak değil; kendinizi ve birbirinizi biraz daha derinden anlayabilmek olmalı.

Bu gönderiyi paylaş