Ben Sana Öylesi Taptım, İnan

İnsanın dönüp kendine, “Ben bunu gerçekten söyledim mi?” diye soracağı cümlelerden biri.

Bir yandan çok romantik.
Bir yandan da hafif endişe verici.

Çünkü kabul edelim; ilişkilerde bazen ipin ucunu biraz kaçırıyoruz.

Birini sevmek başka…
Onu gözümüzde kusursuzlaştırıp adeta kişisel tanrımız hâline getirmek başka.

İlişkinin başında zaten hepimiz biraz aklımızı kaybediyoruz.

Adam mesaj atıyor, kalp çarpıyor.
Ses kaydı geliyor, üç kere dinleniyor.
“Günaydın” yazıyor, sanki Nobel Edebiyat Ödülü almış.
(Hele bir de “günaydınnn” üç n ile yazıldıysa…)

Bir noktadan sonra en sıradan şeyler bile olağanüstü gelmeye başlıyor.

“Kahveyi ne güzel içiyor.”
“Yürüyüşü çok karizmatik.”
“Bugün de nefes aldı… inanılmaz.”

Sonra hayat romantik filtreyi yavaşça kaldırıyor.

Çoraplar yerde.
Mesajlar kısa.
Aynı kavga üçüncü kez yaşanıyor.

Çocuk tüm gece uyumuyor.

Ve işte tam orada ayılmaya başlıyorsunuz.

Belki de aşk; onun ne kadar normal, ne kadar kusurlu, ne kadar insan olduğunu görüp hâlâ “Tamam, ben buradayım” diyebilmektir.

Çünkü gerçek yakınlık kusursuzlukta değil, gerçeklikte büyür.

Birine taparsanız, bir gün mutlaka hayal kırıklığı yaşarsınız.

Ama birini gerçekten severseniz, ışığını da gölgesini de tanırsınız.

Belki ilişkilerde ihtiyacımız olan şey biraz daha az tapınma…

Biraz daha çok gerçeklik.

Bir de bol mizah.

Çünkü dürüst olalım; birlikte gülebildiğin biriyle hayat çok daha katlanılır.

Bu gönderiyi paylaş